Coşkun & Ilgaz Hukuk Bürosu | T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2014 / 4-77 Karar: 2015 / 1712 Karar Tarihi: 19.06.2015
Coşkun & Ilgaz Hukuk Bürosu öncelikle avukatlık yasasına, mesleki kurallara, etik değerlere bağlı olarak mesleki faaliyetini sürdürmeyi, mesleğin onur ve saygınlığını korumayı ve bu faaliyetleri sırasında temel hak insan hakları ve özgürlüklere saygılı davranmayı taahhüt etmiştir.
15997
post-template-default,single,single-post,postid-15997,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,no_animation_on_touch,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-9.1.2,wpb-js-composer js-comp-ver-4.6.2,vc_responsive
 

T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2014 / 4-77 Karar: 2015 / 1712 Karar Tarihi: 19.06.2015

22 Kas T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2014 / 4-77 Karar: 2015 / 1712 Karar Tarihi: 19.06.2015

ÖZET: Davalının görevi dışında kalan kişisel kusuruna dayanılmadığına, eylemin görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde bulunmasına göre, eldeki davada husumet kamu görevlisine değil, idareye düşmektedir. Öyle ise, dava idare aleyhine açılıp, husumetin de idareye yöneltilmesi gerekir. Bu nedenle, yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı F.. A.. hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerektiği gözetilmeyerek işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.(2709 S. K. m. 40, 125, 129) (657 S. K. m. 13) (YHGK 10.12.2003 T. 2003/11-756 E. 2003/743 K.) (10 DD. 20.04.1989 T. 1988/1042 E. 1989/857 K.) (YHGK 26.02.2014 T. 2013/4-579 E. 2014/155 K.) (YHGK 30.01.2013 T. 2012/4-729 E. 2013/163 K.) (YHGK 12.12.2012 T. 2012/4-523 E. 2012/1191 K.) (YHGK 10.10.2012 T. 2012/4-441 E. 2012/710 K.) (YHGK 01.02.2012 T. 2011/4-592 E. 2012/25 K.)

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.03.2012 gün ve 2011/951 E.-2012/569 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 06.05.2013 gün ve 2012/8455 E.-2013/8045 K. sayılı ilamı ile;

(…Dava, davalıların haksız eylemleri nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davalı F.. A..’ın temyizi yönünden:

Davacı, davalılardan F.. A..’ın müfettiş olarak kendisi hakkında yürüttüğü soruşturma sırasında, diğer davalılarla birlikte kişisel skypee adresindeki görüşmelerini çıkartıp soruşturma evrakına ekleyerek özel hayatının gizliliğinin ve kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalı F.. A..’dan; ayrı ayrı 500,00 TL’şer manevi tazminatın da davalılar M.. K.. ve T.. A..’ten alınmasına karar verilmiştir.

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C.Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.

Dosya içeriğinden; Davalılardan F.. A..’ın müfettiş olarak görevli olduğu anlaşılmaktadır. Davalı F.. A.. yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek karar verilmesi doğru değildir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Davalılar M.. K.. ve T.. A..’in temyizleri yönünden:

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 5236 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4.madde gereğince HUMK’nun 427.maddesi uyarınca temyize konu bölümünün 1.690,00 TL’yi geçmemesi durumunda karar kesindir. Somut olayda temyize konu olan tutar, bu düzeye ulaşmadığından davalılardan M.. K.. ve T.. A..’in temyiz inceleme isteği reddedilmelidir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalı F.. A.. yönünden BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalılar M.. K.. ve T.. A..’in temyiz dilekçelerinin reddine…)

gerekçesiyle oy çokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.